Barcelona Yarı Maratonu her yıl on binlerce koşucuyu bir araya getiren, Avrupa’nın en kalabalık yol yarışlarından biri. Bu yıl start çizgisinde 36.000’den fazla koşucu vardı. Onlardan biri de ilk yarı maraton deneyimini Barcelona’da yaşayan Burcu Halepli’ydi.

Profesyonel bir sporcu değil; yoğun iş temposu içinde koşuyu hayatına dahil eden bir amatör koşucu. Koşuya nasıl başladığını, beyaz yaka hayatıyla antrenman dengesini ve Barcelona’daki ilk 21K deneyimini kendisinden dinledik.

1. Burcu Halepli Kimdir?

Merhaba, ben Burcu! 29 yaşındayım, İstanbul doğumluyum. Marmara Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümünden mezun olduktan sonra profesyonel yolculuğuma global bir spor markası olan Decathlon’da Kurumsal İletişim Uzmanı olarak devam ediyorum yani bir beyaz yakalıyım. Hareket etmek, hayatımın vazgeçilmez bir parçası. Üniversite yıllarımdan bu yana tutkuyla dans ediyor ve bu alanda kendimi geliştirmeye devam ediyorum. Koşuyla tanışmam ise tamamen bir takım ruhu hikayesiyle oldu. Şirketimizde her ekibin yazdığı takım projesi oluyor. Bu projenin bir parçası olan ortak hobiler edinme ve birbirimizin sporunu deneyimleme motivasyonu sayesinde koşmaya başladım. Yeni sporlar denemeyi ve bu dinamizmi hayatımın her alanına yaymayı çok seviyorum.

2. Koşu Hayatında Nerede?

Koşuyla 2023 yılında tanıştım; ancak o dönem neyi nasıl yapmam gerektiğini tam bilmediğim, oldukça düzensiz bir başlangıçtı. Hatta 2024 yılını neredeyse hiç koşmadan geçirdiğim bir ‘mola’ yılı olarak tanımlayabilirim. 2025 ise benim için gerçek bir dönüm noktası oldu: Hayatımın en düzenli koştuğum, bir topluluğun parçası olarak motive olduğum, yarış heyecanını tattığım ve kendi en iyi derecelerimi (PB) yaptığım bir yıla dönüştü. Bu süreçte insanın kendi vücudunu dinlemeyi öğrenmesi ve kendisine neyin iyi geldiğini keşfetmesi tarif edilemez bir his. Ama sanırım en güzeli; aynı tutkuyla hareket eden, aynı yolları koşan harika insanlarla tanışmak ve o ortak enerjiden beslenmek.

3. İş ve Antrenman Dengesi

Aslında beyaz yakalı olmanın getirdiği o planlama ve düzen alışkanlığını antrenman rutinime de yansıtıyorum. Hafta içi iki gün, iş çıkışında ya da öğle molalarımda koşuyorum; bu seanslardan birini mutlaka interval antrenmanına ayırıyorum. Hafta sonları ise bir günümü sabah koşusuyla değerlendiriyorum. Koşu yolculuğumda iki farklı enerjiden besleniyorum: Hem bireysel bir topluluk olan ‘noreasonco’ ile hem de şirket içi koşu kulübümüzle antrenmanlarımı gerçekleştiriyorum. İş çantanızın yanında bir de antrenman çantası taşıdığınız, sürekli bir yerlere yetişmeye çalıştığınız bu tempo dışarıdan yorucu görünebilir; ancak benim için en büyük motivasyon kaynağı yoğun tempoda bile hobilerime vakit ayırabilmek. Hareket etmediğimde kendimi daha yorgun hissediyorum; bu tatlı yoğunluk beni hem zihinsel hem de fiziksel olarak besliyor.

4. Barcelona Hikâyesi

Barcelona’nın hayatımda çok özel bir yeri var; lise yıllarımda kendime ’30 yaşına kadar mutlaka gitmiş ol’ sözünü verdiğim bir şehirdi. 2024 yılında bu sözümü tuttum ve bu motivasyonumu en büyük tutkum olan koşu ile taçlandırmak istedim. İlk yarı maratonumu koşmaya karar verdiğimde, bu deneyimin benim için unutulmaz ve anlamlı olmasını hedefledim. Ancak Barcelona Yarı Maratonu kayıt sürecim tam bir macera oldu! Kaydımı bir gün erteleyince 36.000 kişilik kontenjanın tamamen dolduğunu gördüm. Pes etmeyip organizasyona mail attım; bana kayıtlarını iptal edenlerin biletlerini devrettiği bir platformdan bahsettiler. Tüm gün sayfayı yeniledim ve en sonunda bir kaydın satışa çıktığı o anı yakaladım! O bileti aldığım an, ‘Evet, bu yarış da benim orada olmamı istiyor’ dedim ve hazırlık sürecim bu eşsiz motivasyonla başladı.

5. Yarışa Hazırlık Süreci

İlk yarı maratonumu koşacak olmak, üstelik bunu hayallerimin şehri Barcelona’da gerçekleştirmek tarif edilemez bir motivasyon kaynağıydı. Eylül ayından itibaren disiplinli bir tempoyla hazırlanıyordum ancak hayatın bazen kendi planları oluyor. Aralık sonunda babamın geçirdiği kaza ve ardından yaşadığım ağır influenza süreci, beni iki ay boyunca antrenmanlardan tamamen uzaklaştırdı. O noktadan sonra motivasyonum şekil değiştirdi; artık hedefim ‘pace’ veya dereceler değil, sadece o parkurda sağlıklı bir şekilde, her anın tadını çıkararak finish çizgisine ulaşmaktı. Yarışı fiziksel olarak tek başıma koşmuş olsam da aslında yalnız değildim; aynı tutku etrafında birleşen 36.000 kişiyle beraberdim.

6. Yarış Sabahı

Şehir, atmosfer ve start anı sende nasıl bir his yarattı? Yarış haftası, adeta o anın gelmesini bekleyen bir geri sayım gibi geçti. Yarış kitimi elime aldığımda hissettiğim o mutluluk; ‘Evet, hayallerim gerçek oluyor’ dedirtti. Yarıştan önce, Barcelona’nın koşu topluluğu olan Razze’in yaptığı ‘shakeout run’a katıldım, bu deneyimi bambaşka bir boyuta taşıdı; uzun zamandır takip ettiğim bir ekiple aynı rotada koşmak harika hissettirdi. Yarış sabahı Barcelona’nın o geniş caddeleri, tertemiz havasıyla başlangıç noktasına doğru yürüdüm. Start anında o büyük kalabalığın içindeyken gözlerimin dolduğunu hissettim; kendi hayallerimin peşinden gitmiş olmanın verdiği o saf gururla çizgiden geçtim. 36.000 kişiyle aynı ritimde hareket etmek, tarif edilemez bir atmosferdi.

7. Parkur Deneyimi

İlk yarı maratonumda beni mental olarak en çok zorlayan düşünce, 21 kilometre boyunca tek başıma kalacak olmanın getirdiği o belirsiz endişeydi. Hazırlık sürecimdeki aksaklıklar nedeniyle yarış öncesi mesafe olarak maksimum 16 kilometre koşabilmiştim; bu yüzden 18. kilometreden sonra yorgunluğu iyice hissetmeye başladım. Ancak fiziksel bir ağrım olmadığını biliyordum ve kendimi mental olarak telkin etmeye devam ettim. Tam o anlarda, parkur kenarındaki insanların –hiç tanışmasak, aynı dili konuşmasak bile göğüs numaramdaki ismimi görüp ‘Vamos Burcu (Burku)!’ diye bağırmaları yarışı benim için bambaşka bir seviyeye taşıdı. Her ismimi duyduğumda yorgunluğumu unutup yüzümde kocaman bir gülümsemeyle koşmaya devam ettim. O an anladım ki; parkurda tek başıma değil, koca bir şehrin desteğiyle koşuyordum.

8. Yarıştan Öğrendiklerin

Bu yarış bana hazırlık sürecinin sadece fiziksel değil, aynı zamanda stratejik bir bütün olduğunu öğretti. Beslenme stratejimde normalde üç jel ile bitirmeyi hedefliyordum ancak ikinci jelden sonra mide hassasiyeti nedeniyle sonuncuyu kullanamadım. Sanırım 18. kilometreden sonra hissettiğim o belirgin yorgunluğun sebeplerinden biri buydu. Tabii antrenman sürecinde en uzun mesafemin 16 kilometre olması ve o ‘bilinmez’ 18. kilometre sınırını ilk kez yarışta görmem de fiziksel bir meydan okumaydı. Ancak şunu çok iyi anladım: Hayat bazen planladığınız antrenman temposuna izin vermeyebilir, aksaklıklar yaşanabilir; fakat her şeyin ötesinde, o anın tadını çıkarmak en büyük başarı. ‘Bir sonrakinde şunu farklı yaparım’ dediğim şey; mide stratejimi daha esnek planlamak ve o kritik jeli içebilecek bir çözüm üretmek olurdu. Yine de tüm bu teknik detayların ötesinde, keyif almayı asla bırakmadığım için kendimle gurur duyuyorum.

9. Yeni Başlayanlara Tavsiyelerin Var Mı?

Başlamayı erteleyenlere ne söylersin? Çalışan bir koşucu olarak en sık karşılaştığım sorular; ‘Nasıl vakit buluyorsun?’, ‘O kadar mesafeyi koşarken yorulmuyor musun?’ oluyor. Bence yeni başlayanlar için en büyük yanılgı, kendini başkalarıyla kıyaslamak. Oysa koşu; hızdan ve mesafeden bağımsız, tamamen kendi sınırlarını keşfetme yolculuğu. Kendi temponu bulup vücudunu dinlemeye başladığında, o ‘vakit yaratma’ isteği ve motivasyon kendiliğinden geliyor. Başlamayı erteleyenlere en büyük tavsiyem; hemen bir performans çıktısı veya rekor beklemek yerine, sadece hareket etmenin ve kendine vakit ayırmanın tadını çıkarmaları. Denemekten korkmayın; çünkü koşu sizden mükemmel bir performans değil, sadece o ilk adımı atmanızı, o parkurda olmanızı bekler.

10. Sırada Hangi Hedefler Var?

2025 yılı benim için bir keşif yılıydı, şimdi ise bu temelin üzerine koyma vakti! Bu sene öncelikli hedefim 10K mesafesinde kendimi geliştirerek yeni bir PB (kişisel en iyi derece) yapmak. Ayrıca Barselona’daki o eşsiz deneyimin ardından, Türkiye’de de bir yarı maraton koşmayı ve ilk 21K derecemi bir adım ileriye taşımayı çok istiyorum. Takvimimde şimdiden yerini alan ve heyecanla beklediğim yarışlar var: Runtalya (10K), Decathlon Büyükada Yarı Maratonu (10K), Bodrum Yarı Maratonu (21K) ve Bosphorun Quarter Marathon (10.5K). Tabii hayatın akışına göre listem güncellenebilir ama asıl amacım her yarışta o başlangıç çizgisindeki heyecanı korumak!


Koşu bazen bir performans hedefinden çok, insanın kendi hayatına açtığı küçük bir alan oluyor. Burcu Halepli’nin Barcelona’daki ilk yarı maraton deneyimi de biraz böyle bir hikâye. Yoğun iş temposunun içinde kendine yer açan bir hobi, bir şehirle kurulan bağ ve o finish çizgisinde tamamlanan bir hayal.