Wings for Life World Run, klasik bir yarıştan biraz farklı. Belirli bir finiş çizgisi yok; dünyanın dört bir yanında insanlar aynı anda, omurilik felçlerinin tedavisine yönelik araştırmalar için koşuyor ve yarış sizi belirli bir kilometrede bekleyen “Yakalama Aracı” yakaladığında sona eriyor. Bu yıl Türkiye 38.7 km ile kadınlar birincisi olan Nuray Bulut ile hem yarış deneyimini hem de koşuyla kurduğu uzun soluklu ilişkiyi konuştuk.

39 yaşındayım, 20 senedir İstanbul’da yaşıyorum. Bilgisayar mühendisiyim ama anne olduğumdan beri sürekliliği olan aktif bir iş hayatım yok. 8 yaşında bir oğlum var, zamanım ve motivasyonum olduğu sürece koşuyorum 🙂
2015’te başladığım amatör ama düzenli koşu hayatım, birkaç senelik aralara rağmen hâlâ aynı tutkuyla devam ediyor.

Günlük rutinimde koşturmayı hatrı sayılır bir zamandır bıraktığım için bu yüzden sakin ve yönetebileceğim bir hayatım var. Günlük antrenmanlar için zaman yaratmak çok zor olmuyor. Hareketli bir çocuğum olduğu için bazen, özellikle ultra mesafeli yarışlardan sonra dinlenmek biraz zora girebiliyor sadece 🙂
Koşmanın, tanımlanırken artık çok sık duyduğumuz mental etkileri benim için de pek tabii geçerli. Kendimle baş başa kalmak, sorularımı ve problemlerimi çözmek, hayallerimi kurmak için benzersiz bir zaman dilimi ve bunu olabildiğince uzun yaşayabilmek için hep yeni motivasyonlar ve hedefler yaratıyorum. Son yıllarda teknik seviyesi yüksek arazi ve dağ yarışları koşarak kendimi aşmanın hazzını daha çok alabiliyorum.
Her alanda olduğu gibi mutlu olmak 🙂 Beni mutlu etmekten çıkarıp strese sokacak disipline ve yoğunluğa girmiyorum. Koşu hayatım için öncelikle süreklilik ve sağlık beklentiliyim. Sonrasında yarışmakla ilgili hedeflerim hep kendimin daha iyisini yapmak üzerine kurulu ve yeni alanlarda, zorluklarda kendimi denemek.
Diğer yarışlardan çok farklı bir konsepti ve çok özel bir amacı olan, “Koşamayanlar için koştuğumuz” bir yarış olduğu için favori yol yarışım diyebilirim. Wings for Life World Run’a toplamda 4 kez katılım sağladım. Bunların ilki İzmir’de, koşmaya başladığım ilk yılda; diğeri koşuya uzun bir ara verdikten sonra yeniden yarışmaya başladığımda; son ikisi de geçen sene ve bu sene İstanbul’daki App Run’da oldu.
2025’te yıllardır gönüllü koşucusu olduğum ALSMNH Derneği adına gönüllü koşan arkadaşlarımla birlikte ALS savaşçısı olan ve maalesef bu hastalığa yakalanmadan önce bizler gibi bir koşucu olan arkadaşımız Hüseyin Oğuz Akyüz’ü tekerlekli sandalyesiyle koşturmuş, mücadelesini duyurmaya ve yanında olduğumuzu göstermeye çalışmıştık.
Bu yıl da kadınlarda en çok kilometreyi kat ederek hepsi birbirinden anlamlı deneyimler yaşamış oldum.

Başta gerçekten yoğun bir kalabalık vardı, bayram yeri gibiydi. Böyle farkındalıklı bir koşuya bu kadar katılım sağlanması beni çok memnun etti. Hava epey güneşli ve sıcaktı. “Bugün pek de yarış havasına giremeyeceğim galiba” diye düşünürken birkaç turdan sonra gitgide tempolu koşucu arkadaşlarımızın parkurda kalmış olması ve birbirini motive etmesi, kalabalığın dağılmayıp kenardan koşuyu sürdürenlere destek vermesi beni de yarış havasına geri soktu. Tempomu olabildiğince bozmadan sürem bitene kadar devam etmeme olanak sağladı.
Arazi ve dağ koşuları seven biri olarak sabit tempoda ve asfaltta koşmak aslında zorlandığım ve pek antrene olmadığım bir alan olsa da atmosferden ötürü son saniyesine kadar büyük keyif aldım.
Aslında 2022 yılında İzmir’de en son yakalanan ikinci Türk kadın olmuş ve globalde benzer bir sıralama almıştım. O zamanlar yol koşusunda daha fazla antrenman yapan biriydim. Şimdi ise kendimi arazi ve dağ koşucusu olarak tanımlarken, bol dönüşlü ve mental açıdan zorlayan parkurda en iyi derecemden 5 km fazla koşmuş olmak performansım açısından sevindirici oldu.

Ülkemde yaygınlaşıyor olması, artık çok daha büyük bir kitleye hitap etmesi tabii ki harika bir şey ama maalesef yapılan yarışların kalitesinin çoğunlukla bu paralelde gelişmediğini düşünüyorum. Bu işi sadece basit bir hobi olarak görmeyen, hedefleri olan amatör sporcuların motivasyonunu geliştirmek umarım gelecek yıllarda daha çok ön planda tutulur.
Tutkumu ve motivasyonumu canlı tutmak için son birkaç yıldır “skyrunning” türünde yarışlara katılıyorum. Gelecek ay bu branşın bir bakıma icat edildiği İtalya’nın Monte Rosa dağında olacağım 🙂
Ağustos ayında da yine en teknik skyrunning yarışlarından biri olan Trofeo Kima’da finisher olmayı deneyeceğim.
Nuray’ın anlattıkları, Wings for Life World Run’ın neden diğer yarışlardan farklı bir yerde durduğunu güzel şekilde gösteriyor. Bir yanda performans ve kilometreler, diğer yanda ise birlikte koşmanın ve bir amaca ortak olmanın yarattığı anlam var.