Türkiye’de trail yarışları yalnızca parkurlarla değil, o parkuru kuran insanların yaklaşımıyla şekilleniyor.
Anadolu Sigorta Marmaris Ultra Trail de bu bakışın yeni ama dikkat çeken örneklerinden biri. Hem koşucu hem organizatör olan Engin Çetinay’dan yarışın ortaya çıkışını, parkurun ruhunu ve koşu kültürünün nereye gittiğini dinledik.

1982 yılında İzmir’de doğdum. Spor hayatımın hep merkezindeydi. İlkokuldan itibaren atletizm takımında yer aldım; basketbol, tenis ve yüzme gibi pek çok farklı branşla ilgilendim. Ailem, özellikle abim bu konuda çok destekleyici oldu. Kendi döneminde spor konusunda yapamadıklarını “kardeşim yapmalı” diyerek beni her türlü aktiviteye yönlendirdi. Açıkçası hayatımda sporun olmadığı bir dönem neredeyse hiç olmadı.
Bodrum’a geldikten sonra “koşu” daha ağır basmaya başladı. Yarışlara ilk katıldığımda ortamın enerjisi beni çok etkiledi. Herkesin yüzü gülüyordu, insanlar mutluydu, aynı amaçla bir araya gelmiş bir bütünün parçası olmak iyi hissettirdi. O atmosferi görünce gerçekten “zehri aldım” diyebilirim.
Önce “Bodrum’da Koşan Mandalinalar” sloganıyla Bodrunner koşu grubunu kurarak bu camiaya ilk adımı attım. Koşmaya aktif devam ederken katıldığım bir yarışta fark ettim ki benim hayalimdeki yarış deneyimi biraz daha farklıydı. O an içimden “Ben bu işi daha iyi yapabilirim” dedim ve organizatör olarak devam etmeye karar verdim.
O dönem insan kaynakları yöneticisiydim ve mükemmeliyetçi bir yapım var. Hep şöyle derim: Bir şeyi yapıyorsan ya tam yap, ya da hiç yapma. Organizasyon yolculuğumun çıkış noktası da aslında tam olarak buydu.
Üçüncü yarışımızı takvime koymak için uzun yıllar bekledik. Pek çok yere gittik, inceledik ama doğru zamanı ve doğru lokasyonu bulmak istedik.
Marmaris bizim için gerçekten bir “bebek”. Anadolu Sigorta Marmaris Ultra Trail’in ortaya çıkmasındaki en büyük sebep ise Marmaris’teki dostlarımız Ozy ve Naci’dir. Beni defalarca Marmaris’e çağırdılar; “Parkurlar çok güzel, doğa çok özel, burada harika bir organizasyon olur” dediler. Onlara buradan tekrar özel teşekkür ediyorum.
Marmaris parkurunu ilk kez keşfe çıktığımda yanmış bölgelerden geçtim ve gerçekten gözlerim doldu. Çok etkilendim. Marmaris doğasıyla, mavisiyle, yeşiliyle inanılmaz özel bir yer. Yarışın mottosu da bunu tam olarak karşılıyor: “Maviden Yeşile Bir Yolculuk.” Hem bu güzelliği koşucularla paylaşmak hem de yangınlardan sonra bu bölgeye tekrar değer katabilmek adına Anadolu Sigorta Marmaris Ultra Trail’e karar verdik.
Ben Marmaris’in önümüzdeki yıllarda bizim en güçlü yarışlarımızdan biri olacağına inanıyorum. Uludağ çok karakteristik ve zor bir yarış. Bodrum ise Türkiye’nin hatta Avrupa’nın en eğlenceli yol koşularından biri. Marmaris’te ise biz Uludağ ve Bodrum tecrübelerimizi birleştirdik.
Bizim yaptığımız işler genelde etkinlik ve keyif odaklı; “fun & run” ruhunda ama içi dolu organizasyonlar olsun istiyoruz. Marmaris de bunun en güçlü örneklerinden biri olma yolunda.

Dışarıdan bakınca koşucu olmanın organizatörlükte çok büyük bir avantaj olduğu düşünülüyor. Eskiden ben de bunu net bir avantaj olarak görüyordum. Ama artık bunun aynı zamanda ciddi bir sorumluluk ve bazen dezavantaja dönüşebilen bir tarafı olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de koşu kültürü hâlâ gelişiyor. Ben de kendimi geliştirmek için yılda birkaç kez Avrupa’daki yarışlara gidiyorum; insanlar ne yapıyor, markalar nasıl deneyimler sunuyor, biz daha farklı ne katabiliriz diye gözlemliyorum.
Bizim organizasyon anlayışımızın çıkış noktası şu: Bir koşucu olarak bir yarışa gittiğimizde ne görmek isteriz, nasıl bir deneyim yaşamak isteriz… Yarışlarımızı hep bu bakış açısıyla tasarlıyoruz. Hırs odaklı değil, eğlence, doğa ve kültürle harmanlayarak keyif içerikli olmasını tercih ediyoruz.
Bir dönem etkinliğimize spor festivali konsepti de ekledik. Türkiye’de ilk kez bir koşunun parçası olarak yüzen gemi katamaran Bodrum Karaada açıklarına doğru yol alırken, Technogym ve Samsung sponsorluğunda, denizin üzerinde Levin Tahmaz ile spinning, Didem Zeybek ile zumba ve İlker Dural ile strong zumba etkinlikleri düzenledik. Gerçekten çok özeldi. Ama sonra fark ettik ki koşucular bazen sadece koşmak ve o bölgeyi kendi ritminde yaşamak istiyor. Dolayısıyla serbest zamanların da en az etkinlikler kadar değerli olduğuna karar verdik.
Özetle, koşucu olmak empati kazandırıyor ama beklentiyi de yükseltiyor. O yüzden bugün bunu sadece avantaj değil, sporcuya karşı büyük bir sorumluluk olarak görüyorum.
Bu yılki en büyük değişiklik yarışın tarihini Kasım ayından Nisan ayına taşımamız oldu. Bu bence çok kritik bir adım.
Kasım ayında Marmaris’te sezon sonu yorgunluğu oluyor; kurumlar, esnaf, oteller dinlenmeye geçiyor. Biz ise koşucular geldiğinde şehrin canlı olmasını önemsiyoruz. Her yerin açık, hazır ve enerji dolu olması sporcu deneyimini ve koşmanın yanında güzel vakit geçirip anı biriktirmiş olmayı doğrudan etkiliyor.
Nisan ayıyla birlikte Marmaris’in camia için sezon açılış yarışı olmaya aday olduğunu düşünüyorum. İnsanlar gelecek, koşacak, denize girecek, eğlenecek, doğanın ve kültürün tadına varacak.
Parkur tarafında da önemli bir yenilik var: 100K, 70K ve 48K startlarını İçmeler’e alıyoruz. Böylece sporcular Marmaris’in kültür rotasını ve Karya Yolu’nun güzelliklerini daha fazla deneyimleyecek.
Ayrıca bu yıl konser etkinliğimize beach party de eklenecek ve sosyal sorumluluk projelerimiz yarışın çok önemli bir parçası olacak. Açıkçası bu projeler hâlâ tüylerimi diken diken ediyor; gerçekten farkındalık yarattığını görmek bizi çok mutlu ediyor.

Öncelikle şunu mutlaka söylemek isterim: Anadolu Sigorta Marmaris Ultra Trail, hem tecrübeli koşuculara hem de mesafesini yeni artırmak isteyen sporculara, hem de trail yarışlarına ilk adımı atacak koşuculara hitap eden, geniş yelpazeli, çok özel bir yarış.
48K, 70K ve 100K parkurlarında teknik zemin oldukça belirgin. Bu mesafeleri koşacak sporculara mutlaka teknik arazide antrenman yapmalarını tavsiye ederim. Doğanın şartlarını gerçekten hissedecekleri, zorlayıcı ama çok tatmin edici bir deneyim olacak.
6K, 16K ve 30K parkurları ise daha koşulabilir ve daha “soft” parkurlar. Mesafe artırmak isteyen koşucular için ideal bir başlangıç noktası.
Uludağ Premium Ultra Trail gibi yarışlar zorluk seviyesi açısından çok yüksek olabilir ama Anadolu Sigorta Marmaris Ultra Trail aynı organizasyon içinde her seviyeye uygun güçlü bir deneyim sunuyor.
Açıkçası bu konuda kendimi “tavsiye veren bir hoca” gibi görmüyorum. Sonuçta ben de profesyonel bir antrenör değilim; hâlâ amatör bir koşucuyum ve öğrenmeye devam ediyorum. Ama kendi adıma, yarış haftasında beslenmemi düzenli tutmaya çalışıyorum ve yarış öncesi zihinsel olarak o atmosfere girmeyi önemsiyorum.
Yarış raporları, teknik toplantılar, YouTube videoları, vloglar, podcastler gibi katılacağım yarışla ilgili tüm içerikleri takip etmeye çalışıyorum. “Asla Durma Fatih”’inkiler gibi, koşu camiasından güzel paylaşımlar varsa onları izlemek bile beni motive ediyor. Bunları yapmamın sebebi sadece bilgi almak değil; yarışın havasına önceden girmek. Çünkü bir yarışa gidip her şeyi ilk defa görüyormuş gibi hissetmek yerine, biraz hazırlıklı olmayı seviyorum. Parkuru tanımak, ortamı hissetmek, zihnen hazır olmak gerçekten sporcuya büyük bir artı sağlıyor.

Beni en çok motive eden şey aslında çok net: Başarı duygusu ve sporculardan gelen güzel geri bildirimler!
Bir yarışı sıfırdan planlayıp hayata geçirmek büyük bir emek istiyor. Ama start çizgisinde insanların heyecanını görmek, finişte yüzlerindeki mutluluğu hissetmek ve sonrasında “çok güzel bir deneyimdi” gibi yorumlar almak ve sonraki yarışlarımızda yeniden görmek tüm yorgunluğa değiyor.
Bizim için en büyük ödül, koşucuların o günü iyi hatırlaması ve organizasyondan mutlu ayrılması.
Hem koşucu olarak hem de organizatör olarak inanıyorum ki Türkiye’de koşu kültürü, koşu organizasyonları ve bu sporun genel gelişimi hâlâ yolun çok başında. Koşucular da organizasyonlar da büyümenin ilk aşamalarında. Kendimce; yüzde beşlik bir dilimde olduğumuzu gözlemliyor, önümüzdeki bu büyük potansiyel iyi değerlendirildiğinde bu sektörün çok farklı yerlere gideceğine inanıyorum. Biz de bu gelişimi en iyi şekilde temsil etmeye çalışacağız.
Anadolu Sigorta Marmaris Ultra özelinde de şunu söyleyebilirim: Bir yarışın tam anlamıyla oturması için en az dört-beş yıl gerekiyor. Biz her yıl parkurlarda iyileştirmeler yapıyoruz, daha güzel rotalar ekliyoruz. Eksik gördüğümüz noktaları tespit ediyoruz ve en önemlisi koşuculardan gelen geri bildirimleri mutlaka değerlendiriyoruz.
Etkinliğin bölgeye kattığı değer kadar, yerelin organizasyonu sahiplenmesi de sihirli bir konu aslında. Bunu çok önemsiyoruz. Yol kenarlarında koşucuları destekleyenler, balkonlarından döviz açanlar, babalarının omuzlarında bayrak sallayan çocuklar… Yerel halkın yarışlarımıza dahil olması, yurt dışındaki gibi etkinlik zamanlarını hevesle beklemeleri en büyük hedeflerimizden biri. Birlikte yürümek, birlikte büyümek..
Ben Anadolu Sigorta Marmaris Ultra Trail’in ilerleyen yıllarda en büyük ve en güçlü yarışlarımızdan biri olacağına inanıyorum. Aklımızdaki tek soru işareti lokasyonun ulaşılabilirliği gibi detaylar. Ama doğru adımlarla bunun da zamanla çok daha iyi bir noktaya geleceğini düşünüyorum.
Ülkemizde koşu dünyasını şu anda iki hatta üç başlık altında görüyorum.Bir tarafta gerçekten disiplinli, performans odaklı koşu grupları var. Bunun yanında sosyalleşmeyi de ön planda tutan, “running social club” diyebileceğimiz topluluklar büyüyor. Üçüncü tarafta ise daha kapalı, antrenör grupları şeklinde ilerleyen yapılar var.
Aslında bu çeşitlilik çok değerli. Yanlış anlaşılmasın; “yolun başındayız” derken amatörlükten bahsetmiyorum. Tam tersine, bu sporun daha çok fazla büyüyeceğini, çok daha geniş kitlelere yayılacağını gözlemliyorum. Son dönemde herkesin fark ettiği gibi koşuya inanılmaz bir ilgi var. Özellikle pandemiden sonra insanlar hem fiziksel hem mental olarak koşuya çok daha fazla yöneldi. Ben bu gelişimin önümüzdeki yıllarda çok daha güçlü bir koşu kültürüne dönüşeceğine inanıyorum. Farklı yapılardaki koşu gruplarının oluşmasının ve büyümesinin de koşu yarışlarına farklı bir perspektif katacağını ön görüyorum.
Türkiye’de gönül rahatlığıyla, gözüm kapalı önerebileceğim yarışlardan biri Kapadokya Ultra Trail.
Elbette ülkemizde çok değerli organizasyonlar var ve koşu kültürü her geçen yıl gelişiyor. Ama yine de koşuculara her yarışa giderken kendi hazırlıklarını iyi yapmalarını öneririm. Benim tavsiyem şu olur: Katılacakları organizasyon ne olursa olsun, sporcuların mutlaka bir B planı, hatta bir C planı olması önemli. Çünkü arazi koşularında şartlar değişebilir, sürprizler olabilir ve hazırlıklı olmak her zaman avantaj sağlar.
Marmaris Ultra Trail henüz genç bir yarış olsa da arkasındaki yaklaşım oldukça net: Parkur kadar deneyimi de önemseyen bir organizasyon. Bu sene 17-18-19 Nisan’da start alacak tüm koşuculara başarılar diliyoruz.