Wings for Life World Run, klasik yarış formatlarından farklı olarak sabit bir finiş çizgisine sahip değil. Tüm dünyada aynı anda başlayan bu koşuda, yarış sizi arkadan takip eden Yakalama Aracı yakaladığında sona eriyor. “Koşamayanlar için koşmak” mottosuyla düzenlenen bu global organizasyon, her yıl binlerce koşucuyu aynı amaç etrafında bir araya getiriyor.
Bu yıl Wings for Life World Run, 10 Mayıs’ta yeniden start alacak.
Geçtiğimiz yıl Wings for Life World Run’da 55,44 km ile Türkiye birincisi ve dünya 43.’sü olan Canpolat Akbay’ın kendisinden bu yarışın formatını, kendisi için ne ifade ettiğini, antrenman yaklaşımını ve koşu kültürünün son yıllardaki dönüşümünü dinledik.

Ben Canpolat Akbay. Hem bir maraton koşucusu hem de Runpo Coaching’in kurucusu ve baş antrenörüyüm. Koşu yolculuğum yaklaşık 6 sene önce, aslında kendi halimde yaptığım ufak “yürü-koş” antrenmanlarıyla başladı. O dönemki yöneticimin, “Madem koşuyorsun, İstanbul’u Koşuyorum yarışları var; git katıl, hem madalya da alırsın” demesi benim için kırılma noktası oldu.
O zamanlar koşunun “K”sini bile bilmezdim; aylık toplam hacmim taş çatlasa 20-30 kilometreyi buluyordu. Ancak o tavsiyeyle başladığım süreçte kendimi her ay bir etap yarışının start çizgisinde buldum. Koştukça daha çok sevdim, sevdikçe de bu tutkuyu bir daha bırakmadım.
Koşu hayatımın tamamı olmasa da, çok büyük bir alanını kaplıyor diyebilirim. Mevcut kurumsal çalışma hayatıma devam ediyorum; mesai dışındaki vaktimi ise hem kendi antrenmanlarıma hem de Runpo Coaching tarafındaki koçluk sorumluluklarıma ayırıyorum.
Rutinime gelince; haftanın 6 günü antrenman yapıyorum. Dürüst olmak gerekirse eskiden bu sürenin neredeyse tamamı koşu odaklıydı; esneme ve kuvvet çalışmalarına çok az yer ayırırdım. Ancak yılbaşında yaşadığım ufak bir aksilik nedeniyle koşuya kısa bir ara vermek zorunda kaldım ve bu süreçte denklemi değiştirdim. Şu an kuvvete çok daha fazla ağırlık veriyorum.
Dinlenme ve toparlanma tarafında ise fizyolojim bana yardımcı oluyor. Dinlenik nabzım oldukça düşük ve antrenmanlarımın çoğu düşük nabız bölgesinde olduğu için vücudum hızlı toparlanıyor. Buna ek olarak uyku düzenime çok sadığım ve mevcut işimin fiziksel yükünün ağır olmaması da toparlanma sürecimi hızlandıran önemli bir faktör.
Hem koşucu hem de koç kimliğimle sürecin her iki tarafına da hakim olabilmek benim için büyük avantaj. Benim için birinci kural, tartışmasız disiplindir. Antrenmanı sürdürmek ve asla aksatmamak en büyük önceliğim. Sadece sahada olmak yetmez; hem kendimin hem de sporcularımın gelişimini verilerle yakından takip ederim. Antrenman sahasının dışındaki beslenme, dinlenme ve toparlanma süreçleri de en az koşu kadar kritiktir.
Vazgeçemediğim alışkanlıklara gelince; antrenmana mutlaka sakin bir tempo ve doğru ısınma ile başlarım, bu bedeni hazırlamanın en güvenli yolu. Toparlanma sürecinde ise temiz beslenme ve kaliteli uyku benim için olmazsa olmazdır. Mental tarafta ise beni en çok diri tutan şey;
Hazırlandığım yarışı, antrenman sürecimin her anında kafamda tekrar tekrar koşmak. Bu alışkanlık beni hedefe kilitliyor ve disipline ediyor.
Wings for Life World Run, sadece bir yarış değil, global bir iyilik hareketi. “Koşamayanlar için koşmak” mottosu, her adımınıza farklı bir anlam yüklüyor. Formatı ise büyüleyici; finiş çizgisinin size doğru gelmesi, yani Yakalama Aracı (Catcher Car) konsepti, stratejiyi tamamen değiştiriyor. Normal bir yarışta mesafeyi bilirsiniz ve ona göre gücünüzü dağıtırsınız. Burada ise hedefiniz, o araç sizi yakalamadan gidebildiğiniz kadar gitmek. Bu belirsizlik hem büyük bir mental meydan okuma hem de inanılmaz bir adrenalin yaratıyor.
Atmosfer tek kelimeyle elektrikliydi. Dünyanın her yerinde aynı anda start alan milyonlarca insanla aynı enerjiyi hissetmek paha biçilemez.
Bu sene koşacaklara en büyük tavsiyem: Başlangıçta heyecana kapılıp hızlı çıkmayın. Arkanızdan gelen bir araç olması psikolojik bir baskı yaratabilir ama kendi temponuzda kalmak, uzun mesafe gidebilmek için kritik. Ayrıca ülkemizde start saati 14:00’e denk geliyor ve ilerleyen saatlerde sıcaklık artıyor. Haliyle vücut ısısı da yükseliyor; bu yüzden yarış esnasında vücudunuzu soğutmayı ihmal etmeyin, şapkanızı veya kendinizi bolca ıslatın. Ve tabii ki, o anın tadını çıkarın; çünkü bu yarışta herkes kazanan.

Koşu kariyerimin en uzun mesafesini o gün koştum. Normalde yarışlarda 3. saatten sonra mental olarak yorulmaya başlayan biriydim. Daha önce 42 kilometrenin üzerine hiç çıkmamıştım, o eşiği geçtiğimde neler olacağını, vücudumun nasıl tepki vereceğini bilmiyordum. Ancak o gün 55 kilometreye ulaşarak bu bilinmezliği aştım.
Benim için sadece bir mesafe rekoru değil, büyük bir mental bariyeri yıktığım, sınırlarımı yeniden tanımladığım özel bir yarıştı. Türkiye birinciliği de bu emeğin karşılığı olarak çok değerli bir “apolet” oldu; bu unvanı taşımaktan ve ülkemi temsil etmekten dolayı mutluyum.
Türkiye’de koşu kültürü inanılmaz bir hızla gelişiyor. Koşan ve bu spora ilgi duyanların sayısı her geçen gün artıyor; bunda koşu gruplarının varlığı ve sosyal medyanın etkisi yadsınamaz. Ancak yine de “koşu kültürü tam anlamıyla oturdu” demek için henüz erken, hâlâ gelişim aşamasındayız.
Eskiden sadece bir yarışı “bitirmek” hedeflenirken, artık “bilinçli ve performans odaklı koşmak” ön planda. İnsanlar artık sadece ayakkabısını giyip koşmuyor; VO2 max değerlerini, laktat eşiklerini, nabız aralıklarını ve doğru koşu formunu merak ediyor, sorguluyor. Bu bilinçlenme koşu topluluğunun seviyesini yukarı çekiyor.

2026 yılı için aslında ilk planda Nisan ayındaki Rotterdam Maratonu vardı; ancak yaşadığım ufak aksilik ve antrenman takviminin yetişmemesi nedeniyle bu hedefi rafa kaldırmak zorunda kaldım.
Şu an takvimdeki en büyük ve öncelikli hedefim Wings for Life World Run. Geçen seneki tecrübemle bu kez çıtayı yükseltip global sıralamada ilk 10’a girmeyi hedefliyorum. Yıl sonunda ise İstanbul veya Mersin Maratonu’nda hedef koşmak ajandamda.
Canpolat Akbay’in koşu yolculuğu ve Wings for Life deneyimi, sürece odaklanan bir yaklaşımın güçlü bir örneği. Bu seneki WFL için de Canpolat ve start alacak diğer tüm koşuculara başarılar diliyoruz.
Canpolat’la daha önce yaptığımız “Berlin Maratonu 2024: Zorlukların Ardından Gelen Kişisel Rekor” röportajını da buradan okuyabilirsiniz: https://kosu.co/yuzdeyuzkosu/yaris/berlin-maratonu-2024-zorluklarin-ardindan-gelen-kisisel-rekor-🏃♂️/