25 yılı aşkın süredir 5 kilometreden 400 kilometrelere uzanan mesafelerde koşan, Türkiye’yi 100 km dünya şampiyonalarında temsil eden, rekorlar kıran ve aynı zamanda koşu koçluğu yapan Murat Kaya ile bir araya geldik.
Onu bugün bulunduğu noktaya taşıyan koşu yolculuğunu, unutamadığı yarışları, uluslararası deneyimlerini ve KayaRunning’in hikâyesini kendi sözlerinden dinledik.

11 Mayıs 1974 Adıyaman doğumluyum. 25 yıldır aktif olarak 5 km’den 100 mile, 100 km’lerden 400 km’lere varan mesafeler koşan, ülkemizi 4 kez 100 km dünya şampiyonalarında temsil eden, iki Türkiye rekoru kıran ve aynı zamanda antrenörlük de yapan bir sporcuyum.
Koşuya başlama hikâyem biraz kendiliğinden gelişti. Çocukluğumdan bu yana spor izlemeyi severdim ama yaşadığım coğrafyada spor yapmak kolay değildi. Vatani görevimi yaparken her sabah koşardım, en uzun boylu olduğum için en önde flama ile koşardım. Askerliğin sonlarına doğru sigaraya başladım ve İstanbul’a geldiğimde yaklaşık 5 yıl içtim.
Bir gün kumaş almaya gittiğimizde iki kardeşle tanıştım. Küçük kardeş kilolu ve yorgun görünürken, büyük kardeş çok fit ve gençti. Nasıl bu kadar formda kaldığını sorduğumda her sabah 30-40 dakika koştuğunu söyledi. O an etkilendim. Aynı gün televizyonda Avrasya Maratonu’nun haberini gördüm ve “Ben de koşabilirim” dedim.
Abimle iddiaya girdik. Maratonu bitirirsem Nokia 8890 alacaktı. 10 Eylül 2001’de ilk kez koştum, sadece 3 km yapabildim ama kararımı vermiştim. O gün sigarayı tamamen bıraktım. 11 Kasım 2001’de maratonu 4 saat 16 dakikada bitirdim. O bitiş çizgisi hayatımda her şeyi değiştirdi.

Milli atlet olarak yarışmak sadece kendi performansını değil, ülkenin bayrağını da taşımak demek. Bu her antrenmanı daha anlamlı, her adımı daha kararlı kılıyor. Yalnız hissetmiyorsun, arkanda bir ülke var. Bu da çok güçlü bir motivasyon.
Bu seviyeye gelmek benim için yılların sabrının ve vazgeçmemeyi seçmenin karşılığı. Her yarışta kendime şunu hatırlatırım: Daha iyisi için, en iyisi için koş.
Aslında Doha 90K başta hedef yarışım değildi. Hedefim İstanbul Maratonu’ydu. Sporcularım Nusret ve Onur’un ısrarıyla bu yarışa karar verdim. Yarışın formatı çok hoşuma gitti; bir ülkeyi bir uçtan diğerine koşuyorsunuz.
Yarışın ilk çeyreğinde sakatlık problemi yaşadım ve bırakmayı düşündüm. 48. kilometrede ayakkabılarımı değiştirip devam etme kararı aldım. Sonunda üçüncü oldum. Yurtdışında kürsü her zaman çok değerlidir. Sporcularıma verdiğim sözü tutmak ve ilk üçte olmak benim için çok anlamlıydı.
2001 İstanbul Avrasya Maratonu. İlk yarışım, spora başladığım yarış. Hiç spor geçmişim yokken maraton koşup bitirmek bana her şeyi başarabileceğimi gösterdi. Hayatımdaki en dönüştürücü yarış oydu.

Amerika, Afrika ve Avrupa’da yarışlar koştum. Katıldığım her yarışta ilk üçte yer aldım. Yarışırken sadece performansa odaklanmıyorum; organizasyonlar nasıl yapılıyor, seyirciyi nasıl dahil ediyorlar, biz ülkemizde neleri daha iyi yapabiliriz diye de gözlemliyorum.
KayaRunning’i 21 Ekim 2020’de kurduk. Yıllardır birlikte antrenman yaptığımız sporcular vardı. Bir gün antrenman sonrası kahvaltıda “grubumuzun bir adı olsun” dedik ve KayaRunning ortaya çıktı.
Bugün Amerika’dan Avrupa’ya, Türkiye’nin birçok ilinden sporcularımız var. Benim için performans ve başarı önemli ama sporcularımın mutlu ve başarılı olması beni çok daha fazla mutlu ediyor.
25 yıldır aktif koşuyorum. 44 maraton, 4 kez 100 km dünya şampiyonası, onlarca ultra… Bu tecrübelerin hepsini sporcularıma aktarıyorum. Hatalarımı da anlatıyorum ki onlar aynı hataları yapmasın.
Bence antrenörlük yapacak kişilerin mutlaka spor geçmişi olmalı. Kendi deneyimi olmayan birinin başkasına doğru yolu göstermesi çok zor.
Her şey hedefle başlıyor. Yarışın mesafesi ve zorluğuna göre uzun interval, uzun kilometreler, tepe ve trail antrenmanları yapıyorum. Hız kaybını kısa interval antrenmanlarla dengeliyorum.
Toparlanma benim için çok önemli. Masaj, sauna, fizik tedavi cihazları ve yaz kış deniz suyu ile yüzme rutinimde yer alıyor.
Beslenmede katı kurallarım yok. Her şeyi ye ama az ye. Diyetlere karşıyım.
Ekipmanda en önemlisi ayakkabı ama her ayakkabı herkese uymaz. Özellikle karbon ayakkabı kullanımı konusunda çok dikkatli olunmalı.
Mental tarafta ise inanç çok önemli. Kendime hep şunu söylerim: “O yapıyorsa ben de yaparım.” Ama bunun arkasını çok çalışarak doldurmak şart.
Önce kısa mesafeleri koşmak gerekiyor. Mesafeler kademeli artmalı. Aksi halde sakatlık ve özgüven kaybı kaçınılmaz.
Uluslararası yarışlar çok başka bir seviye. O farkı kapatmak için disiplinli ve çok çalışmak gerekiyor.

Yurt dışında güzel bir parkurda maraton koşmak istiyorum. Şartlar oluşursa UTMB parkurlarında yer almak isterim. Ülkede ve yurt dışında farklı yarışlarda koşmaya devam edeceğim. Benim için sezon kapanışı yok, her an her yerde koşabilirim.